Başlığı okuyunca aklınızdan geçenleri tahmin edebiliyorum.
“Bu da neyin nesi?” dediğinizi, hatta kaşınızı biraz kaldırıp “Yazar bugün ne anlatmak istiyor?” diye düşündüğünüzü de…
Ama hemen kötüye yormayın.
Biraz sabredin.
Yazının sonuna kadar okuyun; sonra birlikte karar verelim.
Çünkü bazen bir söz, ilk duyulduğunda kulağa hoş gelmeyebilir. Hatta insanın tüylerini diken, diken edebilir. Fakat sözün hikâyesine, taşıdığı manaya ve arkasındaki ibrete baktığınızda, aynı kelimelerin bambaşka bir kapıya açıldığını görürsünüz.
İşte “eşek gibi yapacaksın” da böyle bir söz.
Kulağa biraz kaba geliyor, kabul.
Ama hikâyesini okuyunca insanın yüzünde hafif bir tebessüm, zihninde ise derin bir düşünce beliriyor.
Benim naçizane tavsiyem şu:
Gocunmayın, eşek gibi yapın!
Çünkü bazen insanın hayatını kurtaran şey, başına geleni değiştirmek değil; başına gelenle ne yapacağını bilmektir.
Şimdi gelin, bu sözün hikâyesine birlikte bakalım.
Bir gün bir çiftçinin yaşlı eşeği, yıllardır açık duran ve artık hiçbir işe yaramayan bir kuyuya düşer.
Hayvan çukurun içinde çaresizce debelenir.
Saatler boyunca anırır.
Çıkmak için çırpınır, sesini duyurmaya çalışır.
Çiftçi ise kuyunun başında kara kara düşünür.
Eşeği çıkarmak kolay değildir. Hayvan yaşlanmıştır. Kuyu ise zaten kapatılması gereken bir kuyudur.
Bir müddet sonra çiftçi, acı da olsa bir karar verir:
“Bu eşeği buradan çıkarmaya uğraşmak boşuna…”
Komşularını yardıma çağırır.
Herkes eline birer kürek alır ve kuyunun içine toprak atmaya başlar.
Eşek, başına geleni fark edince daha da yüksek sesle bağırmaya başlar.
Sanki;
“Beni kurtarın!”
“Beni burada bırakmayın!”
“Ben daha ölmedim!”
diye haykırmaktadır.
Fakat bir süre sonra ilginç bir şey olur.
Eşeğin sesi kesilir.
Herkes şaşırır.
Çiftçi kuyunun içine bakar.
Ve gözlerine inanamaz.
Eşek, sırtına düşen her kürek toprağı silkelenerek üzerinden atmakta, ardından o toprağın üzerine basmaktadır.
Bir kürek…
Silkeleniyor.
Bir adım…
Bir kürek daha…
Silkeleniyor.
Bir adım daha…
Toprak çoğaldıkça eşek yükselmektedir.
Kuyunun dibi yavaş yavaş yükselirken eşek de adım adım kuyunun ağzına yaklaşmaktadır.
Sonunda son bir hamle yapar.
Kuyunun kenarına çıkar.
Ve hiç arkasına bakmadan koşup gider.
İşte hikâye bu.
Şimdi gelelim meselenin özüne…
Hayat da bazen böyledir.
İnsanların attığı taşlar, yaşadığımız hayal kırıklıkları, uğradığımız haksızlıklar, kayıplar, başarısızlıklar, kırgınlıklar…
Hepsi birer kürek toprak gibi üzerimize düşer.
Kimi zaman dost bildiklerimiz atar o toprağı.
Kimi zaman hayat.
Kimi zaman kader.
Kimi zaman da kendi hatalarımız.
İnsan böyle zamanlarda iki şey yapabilir:
Ya toprağın altında kalır…
Ya da silkelenir.
Mesele, üzerimize toprak atılmaması değildir.
Mesele, üzerimize atılan topraktan ne yaptığımızdır.
Hayatın bize her zaman güller sunacağını düşünüyorsak yanılırız. Bazen dikenler de çıkacaktır karşımıza. Bazen yol taşlı, bazen yokuş, bazen de zifiri karanlık olacaktır.
Ama unutmayalım:
Karanlığın en koyu olduğu yerde bile insanın önünde bir adım daha atacak kadar yer vardır.
Yeter ki pes etmeyelim.
Yeter ki “Bitti” demeyelim.
Yeter ki başımıza gelenleri sonumuz zannetmeyelim.
Çünkü bazı kuyular, aslında bize çıkmayı öğretmek için vardır.
Bazı yükler, omuzlarımızı çökertmek için değil, omuzlarımızı güçlendirmek için gelir.
Bazı darbeler ise bizi yıkmak için değil, kendimize getirmek için vurulur.
Hayat üzerimize toprak attığında, başımızı öne eğip kaderimize küsmenin bir anlamı yok.
Silkelenmek gerek.
Bir adım daha atmak gerek.
Sonra bir adım daha…
Ve bir adım daha…
Ta ki kuyunun ağzına varıncaya kadar.
Çünkü insan bazen çıkış yolunu ararken değil, çıkış yolunu kendi adımlarıyla inşa ederken bulur.
O yüzden…
Başınıza gelen her sıkıntıyı bir son olarak görmeyin.
Belki de o sıkıntı, yarın üzerine basıp yükseleceğiniz bir basamaktır.
Size çelme takanları hayatınızın son durağı sanmayın.
Belki de onların attığı taşlarla kendinize bir yol döşeyeceksiniz.
Ve unutmayın:
Bazıları sizi gömmek için üzerinize toprak atar.
Siz ise o toprakla kendinize basamak yaparsınız.
İşte bunun adı hayat mücadelesidir.
İşte bunun adı pes etmemektir.
İşte bunun adı, bütün olumsuzluklara rağmen yeniden ayağa kalkmaktır.
O yüzden başlığı bir kez daha okuyun.
Bu defa başka bir anlamla:
“Eşek gibi yapacaksın.”
Yani…
Üzerine geleni silk.
Düşeni geride bırak.
Ayağının altına basamak yap.
Ve bir adım daha yukarı çık.
Kuyunun ne kadar derin olduğu önemli değil.
Önemli olan, senin çıkmaya ne kadar kararlı olduğundur.
Hayat üzerimize ne atarsa atsın…
Biz yine de eşek gibi yapalım.
Silkelenelim.
Ayağa kalkalım.
Ve biraz daha yukarı çıkalım.
EŞEK GİBİ YAPACAKSIN
Nihat Haluk Uğraş
Yorumlar
Trend Haberler
Yazı İşleri Müdürümüz Arap Kurt’un “Bulutlara Bin de Gel” şiiri bestelendi
Merakı ustalığa dönüştü: Yaptığı tespihler büyük ilgi görüyor
Alaca'da TMO Perakende Satışlara Başladı!
Kazada hayatını kaybeden anne ve 2 evladı toprağa verildi
5 dükkâna 73,2 milyon TL teklif verildi
Mücahit Gürsoy: ‘Alaca için kararlılıkla çalışıyoruz’