Bugün sizlere, aslında çok küçük gibi görünen ama bana güzel bir ders veren, yıllar geçmesine rağmen hatırladıkça yüzümde tebessüm bırakan gerçek bir olayımı anlatmak istiyorum.

Şimdi, “Niye?” diye soru sorabilirsiniz. Evlatlarım ve gelinlerimle toplandığımız bir günde, nereden açıldı bilemiyorum ama araba meselesi açılınca, küçük oğlumun hatırlatması ile aşağıdaki olay anlatıldı. Ben de şimdi sizlerle paylaşmak istedim.
Yeni aldığımız arabamızın plakasını değiştirmek istiyorduk. Elbette plakamız Çorum plakası olmalıydı.
Akşam bu konuyu küçük oğlumla konuşurken, her zamanki gibi sohbetimize biraz da espri karıştı. O zamanlar plaka seçme işi bugünkü gibi otomatik değildi; emniyete giderek, polis memurunun gösterdiği listeden plaka seçilebiliyordu.
Oğlum bir anda:
“Baba, polis arkadaşının yanına gittiğinde bir espri yap. Plaka seçerken bir tanesini gösterip, ‘Bunu öne istiyorum.’ de. Başka bir plakayı gösterip, ‘Bunu da arkaya istiyorum.’ de. Bakalım ne cevap verecek!” dedi.
Benim de hoşuma gitti.
Gülüştük, sohbetimizi tamamladık ve uyuduk.
Ertesi sabah emniyete gittim. Evrak işlemleri tamamlandı ve sıra plaka seçmeye geldi.
Polis memuru dosyayı açtı ve gayet nazik bir şekilde:
“Buyurun, seçin.” dedi.
Tam o anda oğlumla yaptığımız konuşma aklıma geldi.
İlk plakayı göstererek:
“Bunu öne istiyorum.” dedim.
Ardından başka bir plakayı gösterip:
“Bunu da arkaya istiyorum.” diye ekledim.
Polis memurunun yüzündeki ifade bir anda değişti.
Şaşkın şaşkın yüzüme baktı.
Birkaç saniyelik sessizliğin ardından kendisini toparladı ve hiç beklemediğim o cevabı verdi:
“O zaman ben de öne ayrı, arkaya ayrı ceza yazarım!”
İşte o anda sıra bendeydi; benim yüzümün şekli değişti!
Oğlumun yaptığı esprinin bedelini ödeme ihtimalini düşünerek hemen:
“Yok, yok… Siz en iyisi seçimi kendiniz yapın. Ben size bırakıyorum.” dedim.
Böylece meseleyi tatlıya bağlayıp kurtuldum.
Emniyetten bir çıkışım vardı ki sormayın gitsin!
Şimdi bu olayı hatırladıkça hem gülüyorum hem de biraz kendime kızıyorum.
Ama beni asıl etkileyen, polis memurunun verdiği cevaptan çok, o cevabı verirken gösterdiği saygı, nezaket ve hazırcevaplık oldu.
Çünkü bazen kamu kurumlarında çalışan insanlarla ilgili kolayca genelleme yapıyoruz.
Bir memurun davranışından koskoca bir meslek grubunu değerlendiriyoruz.
Oysa her meslekte olduğu gibi, Emniyet Teşkilatımızın içerisinde de işini büyük bir özveriyle yapan, vatandaşa saygıyla yaklaşan, görevini ciddiyetle yerine getirirken yüzündeki tebessümü de eksik etmeyen çok değerli insanlar var.
Ben o gün bir polis memurunun sadece görevini yaptığını görmedim.
Aynı zamanda vatandaşa karşı nezaketini koruyarak, ortamı germeden, küçük bir espriye yine espriyle karşılık veren güzel bir insanlık örneğine şahit oldum.
Üstelik verdiği cevap da öyle sıradan değildi!
Belli ki görev başında her türlü vatandaşla karşılaşmaya alışmış ve gerektiğinde birkaç saniye içerisinde cevabını hazırlayabilen biriydi.
Benim için olayın en güzel tarafı ise şuydu:
Ne vatandaş memuru küçümsedi ne de memur vatandaşı tersledi.
Karşılıklı olarak saygımızı koruduk ve ortaya, yıllar sonra bile anlatılabilecek güzel bir hatıra çıktı.
Buradan o gün görev yapan polis memuruna ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Bana gösterdiği saygı, anlayış ve nezaket için kendisini tebrik ediyorum.
Hazırcevaplığına ise diyecek sözüm yok!
Gerçi bir daha plaka seçmeye gidersem oğlumun verdiği akıllara pek güvenmeyeceğim.
Çünkü belli mi olur?
Ben bir plaka seçmeye giderim, karşılığında iki ceza ile eve dönerim!
İşin şakası bir yana…
Emniyet Teşkilatımızda görev yapan ve vatandaşla yüz yüze geldiğinde devletin ciddiyetini korurken insan sıcaklığını da kaybetmeyen bütün polislerimize teşekkür ediyorum.
Çünkü bazen bir kurum hakkında saatlerce konuşmaya gerek yoktur.
Bir memurun vatandaşa gösterdiği bir tebessüm, bir nezaket ve yerinde söylenmiş bir cümle, o kurumun insan yüzünü göstermeye yeter.
Unutmamak gerekir:
Devletin gücü, vatandaşına gösterdiği saygıyla daha da anlam kazanır.
Ve bazen yıllar sonra bile hatırladığımız şey, seçtiğimiz plaka değil…
O plakayı seçerken yüzümüzde bıraktığı tebessümdür.