İnsanlar derki “Hayat yediğin kazıkların toplamıdır.”
Bu sözün doğruluğu bazılarında kabul görürken bazılarında da kabul görmez. Kabul görmenin sebebi akrabasından kazık yediğindendir, kabul görmemesinde daha akrabasından kazık yemediğindendir.
Kabul görmesi ya da görmemesi tartışmasına girmeden gelin aşağıdaki satırları hep birlikte okuduktan sonra karar vermeyi gene sizlere bırakalım.

İnsanoğlu çok çabuk incinir. Siz ne “dedim ki” cümlesini düşünseniz de karşı tarafın iç dünyasında yaşadıklarını bilmediğimizden neye incinip neye incinmeyeceğini bilmek oldukça zor. Hele, hele karşınızda ki akraba ise vay halinize. Çünkü incinecek yer arar gibi beklemesi ayrı bir sorun.

Bir yabancının sözü sizi incitir, ama öyle böyle geçer.
Bir tanıdığın tavrı sizi üzer, ama şöyle böyle unutulur.
Ama bir akrabanın ihaneti… O söz kalbe bir taş gibi oturur, kolay kolay kalkmaz. Öyle böyle şöyle demene bile vakit olmaz.
Dolayısıyla yabancının, tanıdığın söz bir yanan hayatta en büyük darbeleri, çoğu zaman en akrabamızdan yeriz.
Çünkü kan bağı can bağıdır ve güvenin en güçlü kefaletidir.
Sen “Onlar bana zarar vermez” diye düşünürken “Beni en iyi o anlar” dersin. Ama işte hayat, burada başlıyor bazen insanın gözünün içine baka baka dersini verir: En beklemediğin akrabadan gelir en ağır darbe ya da zarar.

Akrabalık, düğünlerde, cenazelerde, bayram sofralarında yan yana gelmek değildir. Bunun öncesinde paylaşılan çocukluk anıları, birlikte büyümenin getirdiği yakınlık vardır. Yer gelir kardeş çocuğusun, yer gelir hala dayı çocuğusun. Güvenirsin ölümüne sırtını dönersin korkmadan. O yüzden akrabanın darbesi, sadece canını değil, hafızanı da yaralar, çocukluğunu, gençliğini, bütün geçmişini kanatır kan sanki durmayacak sanırsın. Öylede olur kan dursa da sen bir yerlerden sızdığını hissedersin sızım, sızım.
Akraba ilahi ki sırtından bıçaklaması gerekmez. Kimi zaman miras kavgasında, kimi zaman iş ortaklığında, kimi zaman en mahrem sırlarının yayılmasında görürsün o hainliği kalleşliği. İşte o an anlarsın: düşmanın dışarıda değil, içerdeymiş.
İş işten çoktan geçmiştir aldığın darbeyle öylesine kala kalırsın da farkında olmazsın.
İşte kötülüğü herkes yapabilir, ama akrabadan geldiğinde yükü ağırdır.

Akraban kötülük ettiğinde, “nasıl yapar?” diye şaşırma.
Çünkü o kılıcı sen eline verdin vur bana dedin.
Onun içindir ki mesafeyi korumak, sevgiyi öldürmez; güveni de zedelemez. Ama sınır çizmeyi bilmezsen, en çok üzülen sen olursun.
Belki de gerçek olgunluk, akrabayı düşman bilmek değil; ona fazla paye vermemek, yani onu hayatının merkezine koymamaktır.
Belki de bu yüzden eskiler “Yakını uzak tut” demiştir.

Yakını uzak tutacaksın ki, kalbin yara almadan yaşasın.
Çünkü unutma: En büyük zararı, en yakınındakinden gördüğünde öğrenirsin mesafenin değerini.
“Geçmişi değiştiremezsin, ama geleceğini tekrardan inşa edebilirsin.”
“Keşke dememek için şimdi harekete geçmelisin.”
“Her hata, bir başlangıç demektir.”
“Aynı hatayı tekrarlamak kendine ihanettir.”