Mahallelerin kendine has insanları vardır.
Kimisi kapısının önünden geçen çocuğa, “Aç mısın?” diye seslenir. Kimisi evinde ne varsa komşusuyla paylaşır. Kimisi de vardır ki yalnızca komşu değildir; mahallenin hafızası olur.
Yıllar geçer, insanlar taşınır, evler değişir ama onların adı unutulmaz.
Bizim mahallede de böyle bir teyzemiz vardı:
Kudret Teyze.
Yardımseverdi. Hoş sohbetti. İkramı güzeldi. Misafir ağırlamaktan hiç çekinmezdi.
Lafını da hiç dolandırmazdı.
Ne düşünüyorsa doğrudan söyler, insanın yüzüne bakarak konuşurdu. Belki bu yüzden bazıları ondan biraz çekinirdi ama ben Kudret Teyze'yi çok severdim.
Hâlâ mahalleye her uğradığımda elim boş gitmem. İki parça bir şeyler alır, kapısını çalarım. Elini öper, hayır duasını alır, sonra yanından ayrılırım.
Fakat Kudret Teyze'nin öyle bir özelliği vardı ki, aradan yıllar geçmesine rağmen aklımdan hiç çıkmadı.
Anahtar falı bakardı.
Evet, yanlış okumadınız.
Çeşit çeşit fal biçimlerini duymuştum ama anahtar falını ilk kez Kudret Teyze'den öğrenmiştim.
Mahallede falına baktırmak isteyen kişi, yanında bir anahtar getirirdi.
Anahtarın yeni mi olması gerektiğini, evden kullanılan bir anahtarın yeterli olup olmadığını doğrusu ben de bilmiyorum.
Bunu bir gün yeniden Kudret Teyze'ye sorup öğrenmem gerek.
Çünkü şimdi düşününce, bu ayrıntı bile benim için önemli hâle geldi.
Kudret Teyze, gelenlerle önce biraz sohbet ederdi.
Sonra sorardı:
“Kim için bakacağız?”
Büyükler falına bakılacak kişiyi gösterir, ardından o kişiye ait anahtarı Kudret Teyze'ye verirlerdi.
Kudret Teyze anahtarı avucunun içine alır, sıkıca kavrar ve bir süre falına bakılacak kişiye odaklanırdı.
Ne kadar sürdüğünü kendisi belirlerdi.
Sonra…
Hiçbir şey söylemeden balkona çıkardı.
İşte benim asıl merakım da burada başlardı.
Neden balkona çıkıyordu?
Anahtarın içinde ne vardı?
Neden falına baktığı insanın yüzüne uzun uzun bakıyordu?
Neden anahtarı avucunda sıkıyordu?
Balkonda neyi bekliyordu?
Yoksa anahtarın sırrı balkonda mı ortaya çıkıyordu?
Daha da ilginci, içeri döndüğünde söylediklerini anlattıktan hemen sonra:
“Hadi!”
der, gelenleri adeta kovar gibi yolcu ederdi.
Biz de arkasından bakakalırdık.
Hep merak etmişimdir:
Acaba Kudret Teyze'nin söyledikleri tutuyor muydu?
Bunu hiçbir zaman tam olarak bilemedik.
Bazıları:
“Bildi.”
derdi.
Bazıları ise:
“Tesadüf.”
deyip geçerdi.
Ben ise hep mesafeli durdum.
Ta ki yıllar sonra, küçük oğlumun üniversite sınavına gireceği yıl Kudret Teyze'yle yeniden karşılaşana kadar…
Oğlumun sınavını konuşurken birden:
“Getir evden bir anahtarını, bakayım.” dedi.
Önce güldüm.
“Yok teyze.” dedim.
Israr etti.
Ben yine yanaşmadım.
Ama sonunda, sırf hatırını kırmamak için kabul ettim.
Anahtarı götürdüm.
Kudret Teyze yine aynı ritüeli yaptı.
Anahtarı avucunun içine aldı.
Sıkıca kavradı.
Oğlumun yüzüne baktı.
Bir süre sustu.
Sonra yine balkona çıktı.
Ben o anda yıllar önceki merakımı yeniden hatırladım.
Anahtarın sırrı neydi?
Balkonda ne yapıyordu?
Neyi hissediyordu?
Neyi görüyordu?
Bir süre sonra içeri girdi ve anlatmaya başladı.
Söyledikleri karşısında şaşırdım.
Çünkü oğlumun yaşadıklarını, karakterini, sınavla ilgili endişelerini ve bizim aile içinde bildiğimiz bazı ayrıntıları bir bir anlattı.
Öyle şeyler söyledi ki insan ister istemez:
“Bunu nereden biliyor?”
diye düşünüyordu.
Çünkü oğlumu doğru dürüst görmemiş, tanımamıştı.
Falın nasıl bakıldığını hâlâ bilmiyorum.
Anahtarın gerçekten bir sırrı var mıydı, onu da bilmiyorum.
Balkona neden çıktığını da hiçbir zaman soramadım.
Belki anahtar sadece bir bahaneydi.
Belki insanların yüzlerine bakarak onların söylemediklerini anlayabiliyordu.
Belki yılların verdiği tecrübe, güçlü sezgileri ve insan sarraflığı vardı.
Belki de bizim bilmediğimiz başka bir şey…
Bunu bugün bile çözemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Bazı insanların sırrı, yaptıkları işte değil; insanları tanıma biçimindedir.
Kudret Teyze belki anahtardan fal bakmıyordu.
Belki insanın kendisinden bakıyordu.
Bir insanın yüzüne…
Gözlerine…
Susuşuna…
Sesindeki titremeye…
Elini nasıl tuttuğuna…
Bir cümleyi nerede kesip sustuğuna…
Belki bütün bunlara dikkat ediyordu.
Anahtar ise yalnızca o gizemli hikâyenin bir parçasıydı.
Ama benim için hâlâ cevaplanmamış bir soru var:
O anahtarı avucunda neden bu kadar sıkı tutuyordu?
Ve neden her falın sonunda bizi hemen yolcu ediyordu?
Belki bir gün cesaret edip sorarım.
Belki de hiç sormam.
Çünkü bazı soruların cevabını öğrenmektense, cevapsız bırakmak daha güzeldir.
Çünkü insanın hayatında bazı kişiler vardır; onları bütün sırlarıyla çözemezsiniz.
Onlar biraz da bilinmezlikleriyle hatırlanırlar.
Benim mahallemdeki Kudret Teyze de benim için öyle biri.
Yıllar geçti.
Mahalle değişti.
İnsanlar değişti.
Evlerin duvarları eskidi, kapılar yenilendi, sokaklarda başka çocukların sesleri duyulmaya başladı.
Ama ben ne zaman bir anahtar görsem, aklıma onun avucunun içinde sımsıkı tuttuğu o küçük anahtar gelir.
Ve ister istemez kendime sorarım:
“Acaba gerçekten anahtara mı bakıyordu, yoksa insanın içine mi?”
Bunun cevabını hâlâ bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, o gün oğlumun falına bakarken söylediklerinin büyük bölümünün zaman içerisinde gerçekleştiği.
Gerisini ise zaman, tesadüf ve hayatın kendisi açıklasın.
Belki de bazı anahtarlar kapı açmaz.
Bazı anahtarlar insanın geçmişine, bazıları geleceğine, bazıları da içinde sakladığı sırlara dokunur.
Kudret Teyze'nin avucundaki o anahtar hangi kapıyı açıyordu, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
O anahtarın sırrı belki de anahtarda değildi.
Belki sır, onu avucunda tutan kadındaydı.
Ve belki bazı insanlar, hayatımızdan sessizce geçip giderken arkalarında bir evin kapısını değil, merakın kapısını açık bırakırlar.
Kudret Teyze de benim hayatımda işte böyle bir kapı bıraktı.
Aradan bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ kapanmayan…
Anahtarın sırrı hâlâ onda mı, yoksa bende mi; bilmiyorum.
Ama her anahtar gördüğümde aynı şeyi düşünüyorum:
Bazı anahtarlar kapı açmaz…
Bazı anahtarlar insanın aklında bir ömür boyu soru bırakır.
ANAHTARIN SIRRI
Nihat Haluk Uğraş
Yorumlar
Trend Haberler
Alacalı Prof. Dr. Hülya Terzioğlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı oldu
İsahacı köyünde içme suyundan arazi yollarına hizmet atağı
Kadın emeği dayanışmayla büyüyor: Üreten eller, güçlü yarınlar kuruyor
Alaca’nın vergi rekortmenleri açıklandı
Kongreye yoğun katılım: Adem Şahin güven tazeledi
Alacalı şoför trafik kazasında hayatını kaybetti