Lisede ilk duyduğumuzda çoğumuzun yüzünü buruşturduğu bir cümleydi:
“Dik üçgende hipotenüsün karesi, dik kenarların kareleri toplamına eşittir.”
Yani meşhur Pisagor Teoremi:
a² + b² = c²
Ama mesele hiçbir zaman sadece bir formül değildi.
Mesele, hayatın kendisiydi.
Hipotenüs, dik üçgenin en uzun kenarıdır. İki kısa kenarın, yani iki emeğin, iki çabanın, iki ayrı yönün birleşmesiyle ortaya çıkar. Tek başına oluşmaz. Yan yana gelmek zorundadır.
Hayat da böyledir.
Bir kenar hayallerimizse, diğer kenar emeğimizdir.
Sadece hayal kurarsanız, üçgen tamamlanmaz.
Sadece çalışırsanız ama yönünüz yoksa yine tamamlanmaz.
Hipotenüs, yani sonuç, ancak ikisi birlikte olduğunda doğar.
Bir öğrenci düşünün.
Bir kenar ders çalışmasıdır.
Diğer kenar sabrıdır.
Sadece bir gece sabaha kadar çalışmak yetmez. Sadece sabırlı olmak da yetmez. İkisi birlikte olduğunda başarı dediğimiz hipotenüs ortaya çıkar.
Bir evlilik düşünün.
Bir kenar sevgidir.
Diğer kenar saygıdır.
Sevgi var ama saygı yoksa üçgen çarpık olur.
Saygı var ama sevgi yoksa şekil eksik kalır.
Sağlam bir yuva, iki dik kenarın dengesiyle kurulur.
Hipotenüs bize şunu fısıldar:
Sonuçlar, tek bir sebepten doğmaz.
Bir insanın güçlü görünmesi, belki özgüveniyle ilgilidir; ama o özgüvenin arkasında kaç yenilgi, kaç deneme, kaç kırılma vardır kim bilir? Görünen uzun kenarın arkasında, görünmeyen iki kısa kenar saklıdır.
Bugün sosyal medyada gördüğümüz “başarı hikâyeleri” hep hipotenüsü gösterir. Kimse dik kenarları anlatmaz. Kimse gece yarılarını, kimse vazgeçmemeyi, kimse tökezlemeleri paylaşmaz.
Oysa matematik yalan söylemez:
Uzun kenar, kısa kenarların toplam emeğidir.
Bir de şu tarafı var işin.
Hipotenüs her zaman en uzun kenardır ama tek başına ayakta duramaz. Onu taşıyan iki dik kenar vardır. Hayatta “en büyük başarı benim” diye dolaşanlar, çoğu zaman o başarıyı mümkün kılan görünmez kenarları unuturlar: bir öğretmen, bir anne, bir dost, bir eş…
Belki de bu yüzden hayat bize zaman zaman yeniden hesap yaptırır.
Pisagor’un tahtaya yazdığı o sade formül, aslında bir hayat dersi:
“Ne ekersen, onu toplarsın”ın geometrik hâli.
Eğer iki kenarı sağlam kurarsan, hipotenüs sağlam çıkar.
Eğer temeli çarpık atarsan, sonuç uzun görünse bile kırılgandır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Ben hipotenüse mi bakıyorum, yoksa dik kenarları mı güçlendiriyorum?
Çünkü sonuç dediğimiz şey, aslında bir toplamdır.
Ve hayat, karelerini aldığımız seçimlerin toplamından ibarettir.