Sen, her gün köşe başlarında
Yırtık urbanla, kirli ellerinle
Avuç açan sefil insan…
İnan, yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.
Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim;
Bir acımasız kalbin sevdasıyla alevlendim.
Öylesine boş, öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim: Bir daha dilenmeyeceğim.
(Victor Hugo)
Victor Hugo’nun yukarıdaki dizeleri, yalnızca bir sokak manzarasının küçücük bir anını anlatmaz; insanın onurla kırıldığı ânı gösterir.
Bugün bu şiiri ilk okuduğumuzda gözümüzün önüne o köşe başları gelir. Ama artık köşe başları, sadece bildiğimiz kaldırımlar değildir.
Zamanla köşe başları da değişti, dilenciler de değişti. Belki köşe başında gördüğün dilenci ilk zamanlara benzer; ama köşe başları, hayatın rüzgârına kapılarak tamamen değişti…
Şimdi köşe başları;
sosyal medya profilleri,
iş başvuruları,
atılan mesajlar,
cevapsız mailler,
“haber vereceğiz” cümleleridir…
Hepsi modern çağın köşe başları oldu.
Bugünün dilencileri, yırtık elbise giymiyor belki.
Üzerlerinde jilet gibi ütülenmiş takım elbiseler var.
Ceplerinde diplomalar,
ellerinde CV’ler var.
Ama elleri açık, içleri bomboş.
Bir “ses” bekliyorlar.
Bir “geri dönüş” bekliyorlar.
Bir “beğeni” bekliyorlar.
Bir “onay” bekliyorlar.
Bir “tamam, seninle devam edelim” cümlesini duymak istiyorlar.
Şiirdeki adam, yaşamı boyunca dilenecektir; çünkü başka yolu yoktur.
Ama Victor Hugo, yalnızca bir kez dilenir.
Ve o tek seferlik dilenme,
bir insanın yüreğinde açılan en derin yaradır.
Bugün biz de çoğu zaman bir kez dileniyoruz:
bir kez sevgi için,
bir kez aşk için,
bir kez değer görmek için,
bir kez “sen de buradasın” denilsin diye…
Ve çoğu zaman o el, şiirdeki gibi boş kalıyor.
Umutları tüketerek yarına bırakmak…
Ve bu yarınların, hep bir öncesinden farklı olmayacağını bilerek.
Bir daha aynı kapıda beklememek için.
Bir daha geri dönmemek için.
Bir daha üzülmemek için.
Bir daha aynı sessizlikle boğulmamak, sınanmamak için…
İnsan, aç kalınca değil; değersiz bırakılınca sitem ediyor.
“Bir daha asla” dediğimiz şey, aslında kendimizi koruma çabası.
Victor Hugo’nun dediği gibi, aramızda fark yok.
Sadece durduğumuz yer, senle beni ayırıyor.
Sokaktaki adamla plazadaki adam arasında,
seninle benim kadar bir mesafe var.
İkisi de bir şey bekliyor; umudunu kaybetmeden.
Fark şu: İkisi de birine muhtaç bırakılmış.
Şiire göre tek fark şudur:
Birinin avucu herkesin önünde açık, utansa da;
ötekinin avucu içinde gizli, utanarak.
Belki de modern insanın en büyük dramı budur:
Kimseye dilenmediğini sanarak,
her gün biraz daha dilenmek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.