Kategoriler

ALACA LİDER

SÜLEYMAN PEYGAMBER İLE KARINCA

Sizlere bugün, dedemin birçok defa anlattığı bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Bu paylaşım, o zamanlarda çok da beni ilgilendirmese de, zamanla hayat atılıp büyümeye başlamam ve para kazanmamla birlikte değer kazandı.
Zamanla yeri geldiğinde bulunduğum topluluğa, yeri geldiğinde evlatlarıma anlattım. Anlattığım hikâyenin kişilerde sonucunu bilemem ama içimden tekrar paylaşmak geldiğinde yazmak istedim ve yazdım.
Bir gün, Süleyman Peygamber bir karıncayı görmüş. Merak etmiş ve sormuş:
— “Ey karınca! Sen bir yılda ne kadar yersin?”
Karınca cevap vermiş:
— “Bir buğday tanesi bana bir yıl yeter.”
Süleyman Peygamber bunu duyunca karıncayı almış, bir kavanoza koymuş ve yanına o buğday tanesini bırakmış. İçinden, “Bakalım gerçekten doğru söylüyor mu?” demiş.
Aradan bir yıl geçmiş. Kavanozu açmış, bakmış ki karınca o tanenin yarısını bile yememiş. Şaşırmış ve sormuş:
— “Hani bir yılda bir tane yerdin? Neden yarısını bile bitirmedin?”
Karınca şöyle cevap vermiş:
— “Ben dışarıdayken rızkımı veren Allah’a güvenirdim. Ama seni görünce rızkım sana emanet oldu. Ya unutursan, ya vermezsen diye korktum; bu yüzden idareli yedim.”
Dedem hikâyenin sonunda şöyle derdi:
— “İşte evlat, gerçek güven sadece Allah’a olan tevekküldedir. İnsan kontrol edemez, sınayamaz; ne verir, ne alır, rızık hep O’nun elindedir.”
Bugün biz de çoğu zaman karıncadan çok farklı değiliz. Daha çok çalışıyor, daha çok kazanıyor, daha çok biriktiriyoruz ama ne hikmetse huzursuzuz. Çünkü rızkımızın kaynağına değil, aracısına güveniyoruz. İşte bu yüzden modern insanın en büyük eksikliği, cebinde değil, kalbindedir.
Bir karıncanın yarım bıraktığı buğday tanesi, bize unuttuğumuz bir dersi hatırlatıyor: güvenin ve huzurun yeri, her zaman Allah’a açılan kalptir.

Yorumlar