Bayes Teoremi diye bir şey var.
Matematikte geçiyor. Detayına girmeden, bizi ilgilendiren kısmıyla v anlayacağımız şekille şunu söylüyor:
“Yeni bilgi geldiyse, fikrini güncelle.”
Buna göre Bayes aslında matematikçi değil; bir hayat koçu.
Ama gel gör ki bizim millet Bayes’i hiç bilmez ve sevmez. Çünkü bir kere bizim doğrularımız bilimden önce gelir. Bilim ne derse desin, neyi kanıtlarsa kanıtlasın… Bayes’in önerdiği şey bizde “eksiklik”, ”zayıflık” sayılır.
Bizde fikir değişmez fikir değiştiren adama da hemen etiket yapıştırılır:
“Dönek”, “Omurgasız”, ”Çıkarcı”, “Yelkeni rüzgâra göre çeviriyor”…
Hâlbuki Bayes sadece şunu diyor:
“Kardeşim, yeni bilgi geldiyse o bilgiye göre düşün ve karar ver.”
Ama bizim kafa şöyle çalışıyor:
“Ben bir kere karar verdim mi, evren değişse de ben değişmem.”
Yani:
“Delil varmış yokmuş… Ben haklıyım kardeşim! Karar benim kim karışa bilir ki”
Ama öyle bir sorgulama ki…
NASA açıklasa: “Bunlar da Amerika’nın oyunu.”
UZMAN açıklasa “Neden biliyor.”
TÜİK açıklasa: “Bunlar zaten kendi rakamlarını yazıyor.”
Mahalle bakkalı söylese: “İşte halk bunu diyor kardeşim!”…
Yani bilgi, kaynağına göre değil; bizim hoşumuza gidip gitmemesine göre değer kazanıyor.
Bayes’in formülünde yazmıyor ama gizli bir cümlesi var:
“Yanılıyor olabilir misin.”
İşte burada işler karışıyor.
Çünkü bizde yanılmak olmaz ve ayıptır.
Yanılınca ne oluyor?
“Sen nasıl yanlış düşünürsün?”, “Sen nasıl kandırılırsın?”, “Sen nasıl hatalı çıkarsın?”… diye kafamızı ütülerler.
Bunun yerine insanlar ne yapıyor?
Yanılmadığını ispatlamak için yanlışın üstüne beton döküyor aklı sıra unutuyor ya da unutturuyo.
Bir fikir yanlış çıkınca bizde güncellenmez; kutsallaştırılır.
Mesela eşiniz size şöyle diyor:
“Sen beni hiç dinlemiyorsun.”
O zaman bir insan ne yapar?
“Demek ki dinlemiyorum. O zaman davranışımı güncellemeliyim.”
Bizim versiyon(sürüm)?
“Hayır, canım, dinliyorum.”
“Bak şimdi, geçen sene 14 Şubat’ta dinledim hediyeni aldım.”
“Sen beni yanlış anlıyorsun.”
“Sen de zaten hep böyle yapıyorsun.”…
Sonra?
Buradan hareketle sosyal medya Bayes’in doğal düşmanıdır. Çünkü Bayes’in istediği şey: düşünmek.
Sosyal medyanın istediği şey: taraf olmak.
Bayes diyor ki:
“Yeni bilgi geldiyse fikrini değiştir.”
Sosyal medya diyor ki:
“Fikrini değiştirirsen seni linç ederiz.”
Bayes, Twitter’da iki gün bile yaşayamaz. Üçüncü gün “tarafını belli et” diye hesabı kapatırlar.
Biz telefonumuza güncelleme gelince ne yapıyoruz?
“Güncelle ”ye basıyoruz. Yeni sürüme geçiyoruz. Hatta güncelleme gelmeyince sinirleniyoruz:
“Niye hâlâ güncelleme yok?”
Ama konu fikir olunca:
“Ben 2009 sürümüyüm. Güncelleme istemiyorum.”
Hâlbuki insan da güncellenmezse:
hata verir,
kasılır,
takılır
ve en sonunda “çökme” yaşar.
Bayes Teoremi bize şunu söyler:
“Yeni bilgi geldiyse, eski fikrini gözden geçir.”
Bizim milletin kulağına şu şekilde gider:
“Yeni bilgi geldiyse… Görmezden gel.”
Ama gerçek şu: Hayatta en güçlü insanlar, en çok bağıranlar değil…
Fikrini değiştirecek kadar cesur olanlardır.
Bayes bunu bilir.
Biz de bir gün öğreniriz belki.
Ama muhtemelen önce kahvede tartışmamız lazım.