Kategoriler

ALACA LİDER

NERESİ O ÇOK UZAK

Bazen bir yer sorarlar insana.
Bilirsin yerini ama
haritada gösteremezsin.
Git dersin,
otobüs bileti kesilmez; tarif et dersin, navigasyon şaşar.
Ama bilirsin…
Orası var ama
orası çok uzaktır.

“Neresi o çok uzak?”
Sorusuna cevabım, “Çocukluğumun bittiği yer,” derim içimden.

“Neresi o çok uzak?”
Bir daha aynı gülüşle uyanamadığım sabah.
Tekrar aynı yüzleri göremediğin sokak.
Annemin sesinin eskisi kadar yankılanmadığı ev.

“Neresi o çok uzak?”
Uzak dediğin bazen kilometre değildir.
Aynı şehirde yaşarsın, hatta aynı evdeki masada oturursun ama
iki insan arasındaki mesafe okyanus olur.
Yan yana olup da yüz yüze bakarken bile
ayrı düşmektir asıl uzaklık.

“Neresi o çok uzak?”
Bir zamanlar “evet” dediğin şeylerin,
bir zamanlar “hep” dediğin şeylerin
yavaş yavaş “keşke”ye dönüşmesidir.
Birinin gözlerine bakıp
artık kendini görememek, kalbinde olamamaktır.

Neresi o çok uzak?
Kendin olmaktan korktuğun,
susarak alıştığın,
idare etmeyi yaşamak sandığın yer.
İnsan kendini hiçe sayarak
kendinden ne zaman vazgeçerse,
işte orasıdır.

Neresi o çok uzak?
Uzak, bazen bir kelimedir:
söylenmeyen.
Bazen bir özürdür,
geç kalınan.
Bazen de bir vedadır,
hiç yapılmayan.
Bazen de…

Neresi o çok uzak?
Biz uzak sandığımız yerlere
çoğu zaman yürüyerek gideriz ama yüreğimizle.
Adım adım…
Biraz sabrederek,
biraz susarak,
bazen görmeyerek,
bazen duymayarak,
biraz da kendimizi eksilterek.

Sonra bir ara arkamıza baktığımızda
durup sorarız kendimize:
“Ne ara bu kadar uzaklaştım?”
Cevap nettir ama acıdır:
Kendine yaklaşmadığın her anında,
hayattan biraz daha uzaklaştın.

Belki de mesele mesafe değil.
Belki de mesele,
görmeye cesaret edemediğimiz dostluklar,
geri dönmeye cesaret edemediğimiz yerlerdir.

Ve evet…
Neresi o çok uzak?
İnsan olmayı unuttuğumuz her yer.

Yorumlar