Kategoriler

ALACA LİDER

ALIŞKANLIKLARIMIZIN KÖLESİYİZ

İnsan özgür olduğunu zanneder.
Oysa sabah aynı saatte uyanır, aynı yolu yürür, aynı cümleleri kurar.
Değişen sadece saatler ve takvimlerdir.
Alışkanlıklar bize önce konfor sunar.
“Böylesi daha kolay.” deriz.
Sonra gevşeme sunar.
Sonra, fark etmeden, yavaştan yavaşa hayatın direksiyonuna geçerler.
Bir bakarız ki yolcu koltuğunda oturuyoruz; gideceğimiz yeri bile bilmeden.
En tehlikelisi de şudur:
Alışkanlıklar sinsidir, sessizdir.
Bağırmaz, tehdit etmez, zorlamaz.
Yeri gelir yüzümüze tatlı tatlı gülümser.
Sadece “Sen rahat et, bana güven.” diye fısıldar.
İnsan da o fısıltıyı, rahatlık kisvesinde kader sanır.
İnsan sevmediği işte kalır; ilerlemez, sadece zaman geçirir.
Çünkü alışmıştır maaş gününe.
Sevmediği işlere, insanlara katlanır; sevmediği kahveleri içer.
Çünkü yalnızlığa alışamamıştır, kuru kalabalığı sevmiştir.
Hatta düzensizliğe ve düzensizliğin getirdiği mutsuzluğa bile alışır;
mutluluk korkutur, riskli gelir ona.
Düzensizlik içinde kaybolmaya alışmış, rahatını da bozmak istemez.
Bir süre sonra düzensizliğin zincirlerini fark etmez oluruz.
Çünkü paslanmışlardır, oturdukları koltuklarda.
Bir baltaya sap olmadıkları gibi kimseyi de rahatsız etmezler.
Ama hareket etmeyi de öğretmezler; rahatları bozulacak diye.
Oysa insan, alışkanlıklarını sorgulamaya başladığı gün,
kendine gelip silkelendiği gün,
ilk defa gerçekten uyanır derin kış uykusundan.
“Ben bunu neden böyle yapıyorum?” sorusu,
bir devrimin başlangıcıdır.
“Direksiyonun başında ben olmalıyım.” cümlesi,
hayata yeniden dönüş çabasıdır.
Kölelik her zaman zorla olmaz;
insan bilerek, isteyerek ve gönüllü de köle olabilir.
Bazen isteyerek teslim oluruz:
rahatımıza, korkularımıza, geçmişimize, geleceğimize.
Ve en acısı şu:
Anahtar çoğu zaman cebimizdedir; yeter ki o anahtarlığın içinde gerçeğini bulalım.
Ama anahtarları, hayatın bir parçası sanacak kadar alışmışızdır.
Belki de özgürlük,
alışkanlıklarımızdan vazgeçmek değil;
onları, seçtiğimiz anahtarlarla hatırlamaktır.

Yorumlar