GHOSTLAMAK MI?

Güzel Türkçemiz... Ne yazık ki onu korumak yerine, farkında olmadan yabancı kelimelerin istilasına açıyoruz. Dilimiz gibi geleneklerimizi, örf ve âdetlerimizi de zaman zaman kendi elimizle yıpratıyoruz. Üstelik bunu çoğu zaman hiç sorgulamadan yapıyoruz.
Son yıllarda dilimize pek çok yabancı kelime girdi ve girmeye de devam ediyor. Kimileri çok benimsendi, adeta misafirlikten çıkıp ev sahibi oldu; kimileri ise kısa süre kullanıldı ve unutulup gitti. Her nesil, kendi döneminin kelimelerini üretirken veya ödünç alırken, dile de yeni bir yön veriyor.
İşte bunlardan biri de gençlerin sıkça kullandığı "ghostlamak" kelimesi.
Peki, nedir bu "ghostlamak"?
İngilizce "ghost", yani "hayalet" kelimesinden türetilen bu ifade; bir kişiyle konuşurken, görüşürken ya da mesajlaşırken hiçbir açıklama yapmadan bir anda ortadan kaybolmak, iletişimi tamamen kesmek anlamına geliyor.
Kısacası; karşındaki insanı yok saymak, görmezden gelmek ve sessizliğe mahkûm etmek...
Oysa eskiden bunun yerine Türkçemizde çok güzel ifadeler vardı. "Yüz vermemek", "aramayı kesmek", "sırt çevirmek", "görmezden gelmek", "ortadan toz olmak" ya da halk arasındaki tabirle "topukları yağlamak" denirdi.
Bugün ise bütün bu anlamları tek bir yabancı kelimeye sığdırdık: Ghostlamak. Doğrusu, kullanım kolaylığı bakımından gençlere hak vermemek de zor.
Ancak mesele sadece bir kelimenin dilimize girmesi değildir. Asıl mesele, bu kelimenin anlattığı davranışın giderek sıradanlaşmasıdır. Teknoloji geliştikçe iletişim kurmak kolaylaştı; fakat aynı ölçüde samimiyet artmadı. Bir zamanlar insanlar kırgınlıklarını bile yüz yüze konuşur, vedalaşırken helallik isterdi. Bugün ise bir tuşa basıp engellemek ya da hiç cevap vermemek yeterli görülüyor. Üstelik buna da modern bir isim bulduk: Ghostlamak...
Elbette herkes her mesaja cevap vermek zorunda değildir. Ancak size yazan kişi çoğu zaman bir dostunuz, arkadaşınız ya da en azından size değer veren biridir. Böyle bir durumda sessiz kalmak yerine kısa da olsa bir açıklama yapmak, insani ilişkilerin gereğidir. Çünkü belirsizlik, çoğu zaman söylenmiş en ağır sözden bile daha fazla incitir.
Türk kültüründe sözün ayrı bir değeri vardır. İnsanlar birbirine verdiği kıymeti konuşarak, hâl hatır sorarak, gönül alarak gösterir. İşte bizi biz yapan değerlerden biri de budur. Sessizce kaybolmak ise ne dostluğa ne komşuluğa ne de insanlığa yakışır.
Belki de "ghostlamak" yerine eski güzel alışkanlıklarımızı yeniden hatırlamalıyız. Bir arkadaşlığı, bir dostluğu ya da bir ilişkiyi bitirmek gerekiyorsa bunu açıkça ve dürüstçe söylemek çok daha erdemli bir davranıştır. Çünkü insanı insan yapan yalnızca konuşması değil, gerektiğinde açıklama yapabilecek cesareti göstermesidir.
Sonuç olarak, ghostlamanın adı yabancı olabilir; ancak davranışın kendisi aslında çok eski. Ne var ki hangi çağda yaşarsak yaşayalım, nezaketin, samimiyetin ve açık iletişimin yerini hiçbir yabancı kelime dolduramaz. Dilimizi korumak kadar, dilimizin taşıdığı değerleri de koruyabilirsek, işte o zaman hem Türkçemize hem de insanlığımıza sahip çıkmış oluruz.