Hafta sonu, kumanda elimde kanallar arasında gezinirken Osmanlı’yı anlatan bir belgeselde duyduğum şu cümle dikkatimi çekti:
“Bilesiniz ki İslam’ın kaybedilmiş fetihleri yoktur, sadece gecikmiş fetihleri vardır”
Bu söz kalbime dokundu. İlk anda tam anlamını kavrayamasam da zihnimde yankılanıp durdu. Tarih bilgim çok derin değildir ama eşimin bir tarihçi olması bana en büyük nimettir. Ne zaman bir konuda eksik kalsam, en güvenilir kaynağa, yani eşime müracaat ederim. Onun açıklamalarıyla anlam derinleşti, biraz arşivleri karıştırarak birazda dizinin repliklerini de aklımda kaydettiklerimle ben de oturup şu satırları kaleme aldım.
Bilesiniz ki İslam’ın kaybedilmiş fetihleri yoktur.
Sadece zamanı gelmemiş, vakti ertelenmiş, gönülleri henüz olgunlaşmamış fetihleri vardır.
İslam, kılıçla değil kalemle; zorla değil hikmetle; korkuyla değil merhametle yayılmıştır. Tarih boyunca nice topraklar kaybedilmiş gibi görünse de asıl fetih hiçbir zaman haritalarda değil, kalplerde yaşanmıştır. Çünkü İslam’ın asıl hedefi toprağı değil, insanı fethetmektir. Gönüllerde yer etmektir. Ve görülmektedir ki bunu da başarmıştır.
İslam’ın büyüklüğünü gölgelemek, hatta yok etmek uğruna nice çalışmalar yapılmış ve hâlâ yapılmaktadır.
Zaman olur, minarelerden ezanlar susturulur; ama o ezan, göğün derinliklerinde yankılanmaya en güçlü hâliyle devam eder.
Zaman olur, Kur’an sayfaları yakılır; ama her yanan sayfanın küllerinden bin hafız doğar, o hafızlardan binlercesi yetişir.
Zaman olur, mazlumların üzerine zulmün gölgesi düşer; ama karanlığın hükmü hiçbir zaman sabahı engelleyemez.
Tıpkı Filistin’de her sabah yeniden doğan güneşin, o halk için yeni bir umut olması gibi…
Çünkü İslam bir davettir; zorla değil, kalple kazanılır.
İslam bir nurdur; karanlıkta da olsa yolunu bulur.
İslam bir rahmettir; taşa da düşse yeşerir.
İslam, her çağda insanlığa yeniden doğan bir sabırdır.
Her zulmün ardından filizlenen bir umut, her yasaktan sonra yankılanan bir kelime-i tevhidir.
Göstermiştir ki İslam’ın fetihleri ne miladî ne hicrî takvimlerle sınırlanabilir.
Onun bu kutlu yürüyüşünü kim durdurabilir ki?
O, kalplere gizlenir, gönüllerde büyür, vicdanlarda yer bulur.
İslamiyet, bir çocuğun “Bismillah” deyişiyle başlar; bir annenin duasında kök salar, bir mazlumun sabrında filiz verir.
O filiz, zamanla çınara dönüşür; kök salar, yüz yıllarca yıkılmayacak şekilde büyür de büyür.
Ve her ne kadar dünya karanlık görünse de, her gecenin içinde İslam’ın yeniden parlayacağı, gecikmiş fetihlerin uyanacağı bir sabah mutlaka vardır.
Çünkü İslam yenilmez.
Çünkü İslam’ın düşmanı insan değil; cehalettir, gaflettir, dost görünen düşmanlardır.
Ve cehaletle savaş, topla tüfekle değil; ilimle, imanla, merhametle kazanılır.
Unutmayın: İslam’ın kaybettiği hiçbir fetih yoktur.
Sadece insanın olgunlaşmasını bekleyen, zamanı geldiğinde yeniden yükselecek gecikmiş fetihleri vardır — ve var olacaktır.
Bismillahirrahmanirrahim.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Salât ve selâm, rahmet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’ya, âline, ashabına ve onun yolundan yürüyen bütün müminlere olsun.
Nice zamanlar oldu, minarelerden ezanlar susturuldu; nice çağlar geçti, Mushaflar yakıldı, âlimler zindanlara atıldı
Ama İslam hiçbir zaman sönmedi. Çünkü bu dinin nuru Allah’tandır.
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allah nurunu tamamlayacaktır; kâfirler istemese de.”
(Saff Suresi, 8. Ayet)
İslam’ın zaferi toprağın değil, insanın zaferidir.
Fetih, sınır çizmek değil; kalplere girmektir.
Bir gönül fethedildiğinde orada İslam yeniden doğar.
Bir çocuk “Bismillah” dediğinde, bir anne dua ettiğinde, bir mazlum sabrettiğinde işte orada İslam yükselir.
Zannetmeyin ki mağlubiyet yenilmektir.
Zannetmeyin ki sessizlik kaybetmektir.
Allah’ın hükmü vardır; her şey vaktinde tecelli eder.
Gecikmiş bir fetih, imtihanla pişmiş bir zaferdir.
Unutmayınız ki İslam asla tükenmez.
Bir çağ kapanır, bir çağ açılır; bir medeniyet yıkılır, bir diğeri yeşerir.
Ama Allah’ın dini, Allah’ın izniyle bâkî kalır.
Kardeşlerim, bugün bizlere düşen; bu fetihlerin öncüsü olmaktır.
Kalemle, dua ile, sabırla, ahlakla yeniden dirilişi taşımaktır.
Çünkü her mümin bir fetih kapısıdır; her güzel ahlak bir gönül fethidir.
Allah’ım!
Bize İslam’ın izzetini hakkıyla yaşamayı nasip eyle.
Kalplerimizi imanla, ellerimizi adaletle, dilimizi hikmetle donat.
Bizi, senin gecikmiş fetihlerinin askerleri eyle.
Zulmün karşısında dimdik duran, hakikatin yanında sabırla duranlardan eyle.
Âmin.
Velhamdülillahi Rabbil âlemîn.