Bir erkek —farzı mahal— bir kadını “yönetmeye” kalktığı an, doğal afet başlamıştır. Henüz sirenler çalmamıştır ama evin içinde görünmez bir fay hattı hareketlenmeye, dolayısıyla kırılmaya başlamıştır bile. Erkek, kendi dünyasında bunun farkında değildir; çünkü o hâlâ “sakin dünyasında” çalışıyordur, gariban. Kadın ise çoktan hareketlenmenin ve kırılmanın başladığını fark etmiş, krize son noktayı koymuş, olayı tanımlamıştır.
Erkek, afet yönetimini genelde talimatla karıştırır:
“Abartıyorsun.”
“Böyle düşünme.”
“Yanlış yorumluyorsun.”
“Olaylara bir de iyi tarafından bak.”
“Ben olsam takmazdım.”
Bu cümleler erkek için ortamı yatıştırıcıdır; kadın için ise artçı sarsıntılara artçılar ekler. Çünkü kadın çözüm istemezken erkek çözümden yanadır; kadın anlaşılmak isterken erkek haklı çıkmak ister.
Mümkün mü?
Doğanın kanununa aykırı bir kere.
Kadın hep haklıdır. Erkek, kadın isterse haklıdır.
Kadın konuşur, konuşur, hep konuşur; erkek dinler… gibi yapar.
Aslında dinlemez. Dinliyormuş gibi yaparken, aklının arkasında hangi savunmayı kuracağı hazırdır.
Kadın, “Kırdın beni”, “Çok üzdün”, “Canım yandı” der.
Erkek, “Ama niyetim kötü değildi” diye cevap verir.
İşte afet planı burada çöker.
Plan çöker de kadın durur mu?
Tekrar artçılar gelir; gelme hızı ve sayısı artar.
Komik olan şudur: Erkek kendini çok mantıklı sanır ama kadın bunu ne inkâr eder ne de kabul eder. Sadece şunu bilir: Mantık, duygunun üstüne bastıkça ilişki ayakta kalmaz; çöker.
Kadın sustuğunda erkek bir nebze de olsa rahatlar.
“Bak, sakinleşti”, “Demek ki oluyormuş” der.
Oysa kadın sakinleşmemiştir; artçılarını içinde yaşamaya başlamış ve son artçı olarak kararını almıştır.
İşin gerçek tarafı şudur:
Kadın yönetilecek bir kriz değildir. Kesinlikle de yönetilemez.
Kadın, içtenlikle dinlenmediğinde artçıya, ardından afete dönüşen bir hakikattir.
Gerçek afet yönetimi;
ses yükseltmemek değil,
söz kesmemektir.
“Hayır, hayatım” dememek;
“Sen bilirsin, hayatım” diyebilmektir.
Sonuçta mesele haklı çıkmak değil, insan kalmaktır.
Bunu başaramayan erkek, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, enkazın sorumlusudur ve altında kalmaya mecburdur.
Ve bazı enkazlar toparlanmaz.
Çünkü kadınlar yıkılmaz.
Sadece gider.