Alaca Lider Gazetesi

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Ahmet Ahlatcı

Çorumhaber

Corum

corumhaber

Çorumhaber

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu

Alaca

Osmancık

Sungurlu

İskilip

Kargı

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Ali Haydar Tanrıverdi

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku

“12 Eylül’e giden yollar provokasyonlarla döşendi”
banner135

Çorum’un yetiştirdiği ünlü gazeteci ve yazar Soner Yalçın, Sözcü’deki köşe yazısında, 28 Mayıs 1980’de başlayan ve resmi rakamlarla 57 kişinin hayatını kaybettiği Çorum olaylarını anlatırken, dönemin Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ertem Türker’in, “Olaylar sırasında ele geçirilen silahların balistik muayenesi sonucu gördük ki, aynı silah kullanılarak hem sağcı, hem de solcular öldürülmüştü. Yani senaryoyu yazanlar, aynı silahı hem sağcıların, hem de solcuların eline tutuşturmuştu.” ifadelerine de yer verdi.

Soner Yalçın, yazısında, 27 Mayıs’ta toprağa verdiğimiz dostu Ahmet Kayış’ı da andı.

HIRPALANMIŞ RUHLAR ÜLKESİ

Yıl, 1990.

Kayseri’de bir parkta tedirgin bekliyorum; “gelecek mi?”

Bu şehre ilk kez geliyorum; kimseyi tanımıyorum. Buluşacağımız askerin elimde fotoğrafı bile yok; nasıl biri?

Bu parkta o beni tanıyacak; kıvırcık saçlı, sakallı, gözlüklü, sırt çantalı bir genç gazeteci…

Galiba o, geldi işte… Bana doğru gülümseyerek yürüyor. Kırk yaşlarında, incecik bedenli, saçlarının önü dökük adam elini uzatıyor; “hoş geldiniz ben Nafiz Obay…”

İki yıl sonra…

Tarih: 9 Ağustos 1992.

“Mafyanın merkezindeki adam anlatıyor: Uyuşturucu trafiğinde bakanlar, işadamları, generaller.”

Kayseri'deki o parkta Nafiz Obay'ın anlattıklarını iki yıllık araştırma sonucu yazdım. Büyük yankı yaptı. Hakkımda davalar açıldı. Hepsinden beraat ettim…

On sekiz yıl kaldığı Almanya'da sekiz yılını cezaevinde geçiren Nafiz Obay’ın her cümlesini şaşkınlık içinde dinlemiştim. O gün kaç saat konuştuk anımsamıyorum. Ama… Söylediklerinden biri benim hayatımı da kökten değiştiren bir suikast idi:

27 Mayıs 1980 tarihinde MHP’li Gün Sazak’ın öldürülmesi!

Cinayetten bir gün sonra neler oldu?

AYNI TABANCA

Tarih: 28 Mayıs 1980.

Yer: Çorum.

Şehrin işlek caddesinde çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu grup “Kana Kan İntikam” sloganı atarak yürüyüşe başladı. Gün Sazak'ın Ankara'da öldürülmesini protesto ediyorlardı…

O dönem benzeri politik gösterilere sıklıkla rastlanıyordu. Fakat bu farklıydı; ilk kez “solcu” ve “Alevi” bilinen işyerleri tahrip ediliyordu…

“Kızılbaşlar Alaattin Cami'ye bomba attı” yalanıyla şehirde kırk gün iç savaş yaşandı. Resmi rakamlara göre 57 kişi hayatını kaybetti; bir o kadar da kayıp vardı…

12 Eylül 1980 askeri darbesine giden “kanlı yollar” bu tür provokasyonlar ile döşendi.

-O dönem evlerinde sıklıkla misafir kaldığım -Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ertem Türker olayları soruştururken şu gerçekle karşılaştı:

-“Olaylar sırasında ele geçirilen silahların balistik muayenesi sonucu gördük ki, aynı silah kullanılarak hem sağcı, hem de solcular öldürülmüştü. Yani senaryoyu yazanlar, aynı silahı hem sağcıların, hem de solcuların eline tutuşturmuştu.”

Yıllar sonra… Kayseri'deki parkta Nafiz Obay, Çorum olaylarına yol açan Gün Sazak'ın katledilmesiyle ilgili şu bilgiyi verdi:

-“Gün Sazak'ın katili iddiasıyla Almanya'da yakalanan Kemal Cemal Altun ile aynı cezaevinde kaldım…”

Dev-Solcu Altun, Nafiz Obay'a neler anlattı?

ZİNCİRİN HALKASI

Tarih:31 Ağustos 1983.

Batı Berlin İdare Mahkemesi, Kemal Cemal Altun'un iltica başvurusunu değerlendirecekti.

Duruşma sürerken –nedense ellerine ilk kez kelepçe takılmayan - Altun yerinden kalktı, pencereye doğru gidip, kendini altıncı kattan aşağı attı…

Mahkemenin kamuya açık olmamasına, fotoğraf çekme izni vermemesine rağmen gazeteci Elke Bruhn Hoffman Altun'un intihara giden hareketlerini kare kare çekti…

Altun’un, Gün Sazak cinayetiyle ilgili bildikleri sır oldu. Sadece geride, cezaevinde Nafiz Obay'a söyledikleri kaldı:

- “Sağcıların öldürdüğü Abdi İpekçi ile solcuların öldürdüğü Gün Sazak, bir zincirin birbirine girmiş iki halkasıdır…”

Aradan kırk yıl geçti…

Önceki gün…

Gün Sazak ölüm yıldönümü 27 Mayıs'ta Eskişehir Sazak Köyü'ndeki mezarı başında sessizce anıldı. Neden katledildiği sorusu çoktan unutuldu gitti…

Tarihten ders çıkarmak için soruların peşinden gitmek gerek; ama biz hiç yapmıyoruz.

Konfüçyus’un anlamlı sözü var: Karanlıktan şikâyet edeceğine bir mum yak! Ülkemizde yakınmayla geçiyor günler…

Gün Sazak cinayeti provokasyonu ile Çorum’daki “bin yıllık” evimizden - konağımızdan-mahallemizden çıkmak zorunda bırakıldık; bir apartman dairesine sığındık…

Hayata iyimser bakan uslanmaz romantiğim ben; - Çorum iç savaşı gibi - her acı olay sonrasında, “bir ayda bir asır olgunlaştık” diyorum; ve maalesef dehşet dolu günleri tekrar tekrar yaşıyorum…

Bu ülke, onca yaşanmış acıya rağmen bir türlü olgunlaşmayı neden beceremiyor?

Nafiz Obay'ı, Gün Sazak'ı hatırlamamın nedeni var:

40 yıl önce Çorum'daki o zorlu günlerde yeni dostlar edindim. Bunların başında Ahmet Kayış vardı…

Ve, 40 yıllık can dostumu, yoldaşımı bu 27 Mayıs günü toprağa verdik. Biliyorum ki, bıktı yoruldu ve gitmek istedi Ahmet…

Hangimiz hırpalanmış ruh halinde değiliz ki?

Kaynak: Sözcü

Ulaş Odabaş

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.