Alaca Lider Gazetesi

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Ahmet Ahlatcı

Çorumhaber

Corum

corumhaber

Çorumhaber

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu

Alaca

Osmancık

Sungurlu

İskilip

Kargı

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Ali Haydar Tanrıverdi

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku

Önceki gün, Azerbaycan bayrak günü dolayısıyla katıldığım TRT Haber programında Şuşa’nın kurtarılmasının Karabağ’da barışı bir adım daha yakınlaştırdığını ve artık Ermenistan’ın bu savaşı sürdürmek için hem askeri, ekonomik ve siyasi gücü hem de nedeni kalmadığını, bundan sonrası için artık masaya oturulmasının akıllıca olacağını söylemiştim ki, akabinde “barış” haberi geldi.

Gerçekten de “barış” önemlidir. Zaferlerden sonra gelen barış ise çok önemlidir.

27 Eylül günü başlayan ve 9 Kasım gecesi itibariyle sona eren savaşın doğru ve gerçekçi bir değerlendirmesi yapıldığı zaman görülecektir ki, barış masası hem Ermenistan, hem de Azerbaycan açısından fevkalade yararlar içermektedir.

27 Eylül öncesi statüko kalmamıştır.

Ermenistan otuz yıldan beri işgalci olarak bulunduğu Azerbaycan topraklarından çıkarılmıştır.

Karabağ’ın statüsü yine Azerbaycan toprağı olarak tescillenmiştir.

Gelinen nokta belki bir kısım Azerbaycan kamuoyu tarafından da “tam da Karabağ’ın tamamından Ermenileri silip süpürürken olur mu bu” veya “Neden bazı yerler alınmadı” gibi eleştirilebilir, ancak bu eleştiriler çok doğru ve gerçekçi olmayacaktır.

Azerbaycan, savaş ile birlikte öngördüğü tüm askeri, siyasi hedeflerine fazlasıyla ulaşmıştır.

Güçlü bir ordu teşkil ettiği, sınırlarını saldırgan komşularına karşı rahatlıkla koruyabileceği, her türlü mütecaviz girişimi anında püskürtme kabiliyetinde olduğu ortaya çıkmıştır.

Halkın son derece dinamik, yekvücut ülke ve millet çıkarları etrafında birleştiği yine tüm dünyaya gösterilmiştir.

Azerbaycan devletinin her anlamda yalnız olmadığı, uluslararası arenada başta Türkiye olmak üzere, Pakistan, Gürcistan, Ukrayna gibi kardeş, dost, müttefik ülkelerinin bulunduğu bu vesile ile tüm dünya tarafından fark edilmiştir.

Azerbaycan’ın ekonomik durumunun bu savaşı da, olası herhangi bir savaşı da uzun süre devam ettirmeye müsait olduğu, insan kaynaklarının yeterli olduğu ve dolayısıyla caydırıcılığının bulunduğu Ermenistan gibi saldırgan bir ülke tarafından çok net bir şekilde anlaşılmıştır.

Karabağ’da oluşturulacak Barış Gücü içinde Rusya ile birlikte Türkiye’nin de olacağı hem Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, hem de Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev tarafından açıklanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu yerde kalıcı barış olur.

Yine burada, Ermenistan’a her vesile ile saldırgan tavırlarında arka çıkan, cesaret veren Fransa, ABD, Rusya, İran gibi ülkelerin Ermeniler için asla ölmeyecekleri, kendi menfaatleri için onları her zaman bir maşa olarak kullanacakları gerçeği bir kez daha kanıtlanmıştır.

Paşinyan, savaşın başladığı ilk andan itibaren bu ülkelerin kendileri lehine kuvvetli bir müdahalesini beklemiş, dünya kamuoyunu sürekli yalan bilgilerle yanlarına çekmeye çalışmış, silah ve para yardımı almıştır. Ancak bu ülkeler savaşa fiili olarak dâhil olmak gibi bir eğilim içine hiç girmemişlerdir.

İran bu süreçte görmüştür ki, Ermenistan ile girdiği ikiyüzlü ilişkiler kendi varlık ve bütünlüğünü tehdit edecek bir boyuttadır ve İran halkı buna karşıdır.

Güç kimde ise, kuşkusuz ki başarı da onunla olmaktadır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurul kararlarına rağmen, AGİT Minsk Grubu hiçbir adım atmamış, Azerbaycan’ı oyalamış ve Ermenistan’ın pek çok kez Azerbaycan topraklarına yönelik saldırılarına da ses çıkarmamıştır.

Azerbaycan’a savaş dışında bir seçenek kalmamış ve nihayet başarıya ulaşılmıştır.

Bundan sonrasında Ermenistan’ın 27 Eylül öncesi tutum ve davranışlarına kolaylıkla dönmesi düşünülemez.

Saldırgan, şımarık, haddini bilmez Nikol Paşinyan ve şürekâsı ülkelerini savaşa sürükleyen politikalarının sonucunu büyük bir hezimet ile görmüştür.

Daha da önemlisi, halkın reaksiyonunun kendilerine yönelmesi ve siyaseten de bitmeleri yakındır. Şimdi Ermenistan halkı bu savaşta binlerce insan kaybının, ordularının yok olmasının hesabını bir şekilde siyasetçilerden soracaktır.

Bundan sonrası artık barış dönemidir. Barışa fırsat vermek gerekir.

Dileriz ki Kafkasya’ya huzur gelir ve ülkeler birbirleriyle düşmanlık üzerine değil, dostluk üzerine bir ilişkiyi yaşatırlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.